Şehir, gece karanlığa gömülmüş ve ölüm kusuyordu. Korkudan yüzlerinin rengi toprak rengine dönüşmüş insanların çığlıkları, ovalarda ve dağ yamaçlarında esen kan kokulu rüzgârların etkisiyle sürükleniyordu. Gidenlerin hiçbiri geriye bakmadan daima ileriye doğru yürümeye çalışıyordu çünkü geride işkence, ölüm ve zulüm vardı. Dişlerinden, tırnaklarından, yemeyerek, içmeyerek biriktirdikleri mallarını, eşyalarını, evlerini ve sevdiklerini geride bırakarak ölümün olmadığı bir yere gidiyorlardı.





